PDF İndir Yatırımcı İlişkileri Arşiv BNP Paribas Group
İletişim English

YÖNETİM KURULU BAŞKANI’NIN MESAJI

Bankamızın 2010 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı onurlandıran değerli ortaklarımızı saygıyla selamlıyorum.

TEB’in 2009 yılı faaliyetlerinin değerlendirmesine geçmeden önce, sizlerle dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler hakkındaki tespitlerimi paylaşmak istiyorum.

Küresel krizin sonuna yaklaşırken...
Küresel mali krizden çıkış senaryoları ve kriz sonrası dönemin dinamikleri 2010 yılına girerken tüm dünyanın en önemli gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır.

2008 yılının ikinci yarısında derinleşen kriz, aynı dönemde Türkiye ekonomisini de etkilemeye başlamıştır. 2009’un ilk yarısı, özellikle reel sektör açısından zor bir dönem olurken, yılın ikinci yarısında, küresel krizde en kötü dönemin geride kaldığına dair algı güçlenmeye başlamıştır. Elde edilen pozitif bulgular, küresel krizin sonuna yaklaşıldığına dair görüşleri destekler nitelikte olmuştur. Olumlu haberler ulusal piyasamızı da etkilemeye başlamış; GSYH daralmasında görülen yavaşlama bunun en somut işareti olmuştur.

Dünya genelindeki ekonomik gelişmelere bakıldığında gerek ABD gerekse Avrupa Bölgesi ekonomilerinin 2009 yılının üçüncü çeyreğinde, krizin başlangıcından bu yana ilk kez büyüme kaydettikleri ve teknik olarak durgunluk sürecinden çıktıkları görülmektedir.

Ancak, açıklanan temel makro ekonomik verilerde kalıcı ve sürdürülebilir bir düzelmenin henüz görülmemiş olması kadar düşük enflasyon ortamında yüksek işsizlik düzeylerinin devam ediyor olması da, dünya ekonomilerindeki toparlanmanın yavaş ve kademeli olacağı yönündeki görüşleri güçlendirmektedir.

Küresel krizle birlikte Merkez Bankaları ve kamu-hazine otoriteleri tarafından olağanüstü para ve maliye politikaları uygulanmaya başlanmıştır. Bu sürecin sonunda finansal piyasa enstrümanlarına yönelik küresel risk iştahındaki nispi artış ile birlikte Türkiye ve birçok gelişmekte olan ülkenin risk primi kriz öncesi seviyelere gerilemiştir.

Tekrar canlanan sermaye girişleri ise adı geçen ülkelerin para birimlerinin dolar karşısında değer kazanmasına neden olmuştur.

Görece yüksek getiri arayışı içerisinde olan piyasa katılımcılarının emtia piyasalarına ve gelişmekte olan ülke piyasalarına yönelmeleri, petrol ve altın fiyatlarının olduğu kadar gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi piyasalarının da yükselmesi sonucunu doğurmuştur.

Kriz süresince koordineli hareket eden ve kriz dalgasının öngörülenden kısa bir zaman diliminde aşılmasında büyük rol oynayan Merkez Bankaları ve kamu-hazine otoritelerinin, piyasalardan çıkış zamanlamaları ve izlenecek krizden çıkış yöntemleri konularında da aynı ustalığı ve işbirliğini göstermeleri büyük önem arz etmektedir.

Türk bankacılık sektörü küresel krizi başarıyla yönetmiş; büyüme ve kârlılığından ödün vermeksizin gelişmesini sürdürmüştür.
2000–2001 kriz deneyimini tarihi bir reform ve yeniden yapılanma süreciyle tamamlayan Türk bankacılık sektörü, 2008 küresel kriziyle çok güçlü olduğu bir dönemde karşılaşmış ve krizin dinamiklerini gerek iç gerekse dış piyasalarda yönetebilmiştir.

Güçlü sermaye yapısı, hassas risk algılaması ve yönetişim anlayışı kadar sektörün bağımsız ve etkin denetleme ve düzenleme mekanizmaları da krizin etkilerinin yönetilmesinde ve sorunların en düşük seviyede tutulmasında büyük rol oynamıştır.

2009 yılında, reel ekonomik faaliyetlerdeki daralmaya paralel olarak, kredi talebinde bir azalma gözlenmiş, sorunlu kredi bakiyelerinde ise artış yaşanmıştır. Türk bankacılık sistemi, 2009 yılında genel trend olarak aktiflerin görece yüksek getiri sağlayan menkul kıymetler portföyü ile büyütülmesi stratejisini benimsemiştir. TCMB’nin politika faizi konusundaki tutarlı ve net tavrı, 2009 yılında bankacılık kesiminin sağlıklı ve kârlı bir şekilde yoluna devam etmesine kılavuzluk eden bir unsur olmuştur.

TEB’in 2009 yılı performansı kurumsal gücümüzü ortaya koyduğu gibi yetkinliklerimizi iş stratejimize eklemleme konusundaki başarımıza da işaret etmektedir.
TEB, farklı dinamiklerin çarpıştığı 2009 yılında, piyasa gerçeklerine tam uyumlu, katma değer üreten ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen iş modelini tüm kurum çapında ödünsüz işletebilen bir banka olmayı başarmıştır. Bu noktanın, 2009 gibi istisnai yıllarda, kâr etmekten çok daha önemli olduğuna ve bir şirketin uzun vadeli yaşamsallığını ortaya koyduğuna inanıyorum.

Bankamız, 2009 yılında önemli büyümeler kaydetmiştir.
Yenilikçi ve öncü banka kimliğimizi, kredi kartlarından proje finansmanına, alternatif dağıtım kanallarından yatırım bankacılığına kadar farklı hizmet sahalarında güçlü noktalara taşımış bulunuyoruz.

Bize emanet edilen değerleri verimli alanlara yönlendirmek ve müşterilerimize karşı üstlendiğimiz taahhütlerimizi eksiksiz yerine getirmek temel sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk, banka hissedarları için iki eksende gelişmektedir. Birincisi bankacılığın doğru ve etik icraatını sağlamak ve gözetmek, ikincisi ise kurumun ihtiyacı olan sermayeyi güçlü ve sürekli kılmaktır.

Memnuniyetle ifade etmek isterim ki TEB, hissedar desteğine her zaman olduğu gibi 2009’un zorlu konjontüründe de sahip olmuştur. Ana hissedarlarımız Çolakoğlu Grubu ve BNP Paribas’ın güçlü desteğinin yanı sıra, hisse senedimizi İMKB ve Londra Borsası aracılığıyla portföylerine alan yatırımcıların sürekli gelişen desteği de TEB’de yürütmekte olduğumuz stratejimizin doğruluğunu ve potansiyelini ortaya koyar niteliktedir. 

Sektördeki duruşumuz ve misyonumuz gereği müşteri odaklı bir kurumuz.
Temel hedefimiz müşterilerimizin toplam finansal ihtiyaçlarını entegre ve kişiye özel çözümler ile karşılayabilmektir. Organizasyonumuz ve kurumsal kültürümüz, müşteri odaklı iş yaklaşımımıza uygun olarak tanımlanmış ve yapılandırılmış durumdadır. Müşteri ilişkilerimizi uzun vadeli kıldığımız ve derinleştirdiğimiz sürece markamızı bankacılık sektöründe çok daha güçlü noktalara taşımaya devam edeceğiz.

Profesyonel yönetim ekibimiz ve çalışanlarımızın oluşturduğu insan kaynağımız işlerini özveri, tutku ve sevgiyle yapıyorlar. Bu basit gibi görünen gerçek TEB’de egemen oldukça piyasa koşulları her ne olursa olsun kurumsal hedeflerimizi gerçekleştirmek mümkün olacaktır.


2009 yılı Faaliyet Raporumuzu ve Mali Tablolarımızı hissedarlarımızın onayına sunmadan önce, TEB’in başarı grafiğini istikrarlı kılan ve müşterilerimize hizmette sınır tanımayan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür eder, değerli hissedarlarımıza saygılarımı sunarım.

Saygılarımla,

Yavuz Canevi

Yönetim Kurulu Başkanı