PDF İndir Yatırımcı İlişkileri Arşiv BNP Paribas Group
İletişim English

2009 YILINDA EKONOMİK ORTAM VE SEKTÖRÜN GÖRÜNÜMÜ

2009 yılında küresel ekonomideki toparlanma, beklentilerden daha güçlü ve daha hızlı gerçekleşmiştir.
2008 yılının son çeyreğinden itibaren derinleşen küresel durgunluğun ardından, G-20 ülkelerince alınan parasal ve mali önlemlerin yanı sıra IMF’nin izlediği aktif politikalar ve sorunlu ülkelere verdiği destek ile küresel kriz önemli ölçüde aşılmıştır.

2009 yılının özellikle ikinci yarısından itibaren, küresel ekonomideki toparlanma işaretlerinin belirginleştiği görülmektedir.

2010 yılında küresel ekonomi yavaş da olsa büyüme patikasına geri dönecektir.
2009 yılında kaydedilen %0.9’luk daralmanın ardından küresel ekonominin 2010 yılında %3.6 büyüyeceği tahmin edilmektedir. Ancak 2010 yılında iktisadi faaliyetteki toparlanmanın ülke grupları arasında dengesiz olacağı ve bazı ülkeler için daha uzun zaman gerektirebileceği tahmin edilmektedir.

Bu kapsamda, ABD ve AB’de mali ve parasal önlemlerin son bulmasıyla beraber, kredi koşullarında süregelen zayıflık ve yüksek işsizlik oranları nedeniyle ekonomik büyümenin yavaş seyredeceği; küresel büyümenin yarısının ise Çin başta olmak üzere Japonya hariç Asya ülkelerinden kaynaklanacağı beklenmektedir. Bu çerçevede, 2010–2012 döneminde, küresel ekonomik büyümenin yaklaşık 3 çeyreklik dönem boyunca gelişmekte olan ülkelerin öncülüğünde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Küresel iktisadi faaliyetteki dengesiz görünüme paralel olarak gelişmiş ekonomilerde deflasyonist, gelişmekte olan ekonomilerde ise enflasyonist baskılar olası görülmektedir.

Türkiye’de 2009 yılın ikinci yarısından itibaren GSYH’da iyileşme belirtileri gözlenmeye başlamıştır.
Bir önceki çeyreğe göre, 2008 yılının son çeyreğinde %4.6, 2009’un ilk çeyreğinde ise %7.6 daralan GSYH, üst üste 4 çeyreklik küçülmenin ardından geçici vergi indirimlerinin de etkisiyle yılın ikinci yarısında iyileşme belirtileri vermeye başlamıştır.

Üçüncü çeyrekten itibaren ekonomik faaliyette daha ılımlı bir toparlanma sürecine girilmiştir. 2009 yılının tamamında GSYH’nın %5.8 daraldığı tahmin edilmektedir. 2010 yılında ise stokların yenilenmesi ve 2009 yılında yaşanan küçülmenin yerini toparlanmaya bırakması ile birlikte GSYH’nın %5 civarında büyümesi beklenmektedir.

Grafik: GSYH’nın gelişimi (sabit fiyatlarla)

 

 

Sabit fiyatlarla GSYH

Gelişme hızı

 

I

24.483

7.2

 

II

25.279

2.8

 

III

28.049

1.0

 

IV

24.353

-6.5

2008

Yıllık

102.164

0.9

 

I*

20.879

-14.7

 

II*

23.285

-7.9

 

III

27.129

-3.3

2009

9 aylık

71.294

-8.4

Kaynak: TÜİK

Yılın son çeyreğine kadar enflasyondaki düşüş eğilimi sürmüştür.
2008 yıl sonu itibarıyla %10.06 olan yıllık TÜFE enflasyonu, zayıf talep, küresel emtia fiyatlarının düşük seyri ve geçici vergi indirimlerinin etkisiyle Ekim 2009’da %5.08’e gerilemiş, yılın son iki ayında ise vergi indirimlerin sona ermesi ve olumsuz baz etkisi nedeniyle tekrar yükselerek 2009 yılı sonunda %6.53 olarak gerçekleşmiştir.

Kaynak: TÜİK

Kaynak: TÜİK

Küresel petrol fiyatları ve ABD Doları kurundaki gelişmelere daha hassas olan yıllık ÜFE değişimi ise 2008 yılı sonundaki %8.11’den, 2009 Temmuz ayında %-3.75’e geriledikten sonra ağırlıklı olarak küresel piyasalarda petrol fiyatlarına bağlı olarak 2009 yılı sonunda %5.93 seviyesine yükselmiştir.

TCMB, iktisadi faaliyetteki zayıflık ve enflasyondaki düşük seyrin devamı ile Kasım 2008’de başladığı faiz indirimlerini 2009 Kasım ayına kadar sürdürmüş ve politika faizini bu dönemde 10.25 puan indirerek %6.50’ye çekmiştir.

Öte yandan, 2010 yılı başında yapılan vergi artışları, küresel emtia fiyatlarının görünümü, olumsuz baz etkisi ve iktisadi faaliyetteki toparlanmanın devamı ile yıllık enflasyonun özellikle yılın ilk yarısında hızlanması ve 2010 yılı sonunda %8’e yakın seviyelerde gerçekleşmesi beklenmektedir.

Döviz kurları küresel risk iştahına, borçlanma maliyetleri ise para politikasına paralel hareket etmiştir.
TCMB’nin faiz indirimlerine ve kredi talebindeki daralmaya bağlı olarak bono faizlerindeki düşüş 2009 yılında da devam etmiştir. Bu çerçevede, sene başında %16.1 seviyesinde olan gösterge tahvil faizi Ekim ayında %7.7 seviyelerine geriledikten sonra IMF programına ilişkin belirsizlikler nedeniyle dalgalı seyretmiş ve 2009 sonu itibarıyla %8.9 olarak gerçekleşmiştir.

Döviz piyasasında ise küresel risk algılamasına bağlı olarak yılın ilk çeyreğinde ABD Doları kuru TL karşısında %20’ye yakın değer kazanarak 1.80 seviyelerine kadar yükseldikten sonra küresel finansal piyasalarda risk iştahının artışına paralel olarak 2009 yıl sonu itibarıyla 1.50 seviyelerine kadar gevşemiştir. Diğer taraftan, dünya enerji fiyatlarının 2009 yılındaki düşük seyri devam etmiştir. Bu çerçevede, 2008 yılında 100 dolar seviyesine yakın olan ortalama petrol varil fiyatı 2009 yılında 60 dolar civarında gerçekleşmiştir.

Enerji fiyatlarının önceki yıllara göre daha düşük seyretmesi ve ithalattaki daralma neticesinde cari açıktaki küçülme belirginleşmiştir. Bu çerçevede, 2008 yılında %5.7 olan cari açığın GSYH’ye oranının, 2009 yılında %2.3’e gerilemesi, 2010 yılında ise petrolün varil fiyatının 80 dolara çıkması halinde %4’e yükselmesi beklenmektedir.

Türk bankacılık sistemi kuvvetli yapısını korumaktadır.
Küresel finansal piyasaları 2009 yılında da etkilemeye devam eden küresel krize rağmen, Türk bankacılık sistemi yüksek sermaye yeterliliği ve sağlıklı bilançosu ile kuvvetli yapısını korumaktadır.

Türk Bankacılık sektörünün 2008 yılı sonunda %18.0 olan sermaye yeterlilik rasyosu, 2009 Aralık sonu itibarıyla %20.5 seviyesine yükselmiştir.

2009 yılsonu itibarıyla sektörün aktif toplamı 2008 yılsonuna göre %13.8 artarak 833.9 milyar TL’ye yükselmiştir. Sektör aktiflerinin Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla’ya (GSYİH) oranı 2008 yılsonunda %77.1 düzeyinde iken Eylül 2009 itibarıyla %85.5 düzeyine yükselmiştir. 2009 yılsonu itibarıyla sektörün toplam kredileri 2008 yılsonuna göre %6.9 artarak 367.4 milyar TL’ye yükselmiştir. Kredilerde meydan gelen artışın önemli bir kısmı (%4.5) yılın son çeyreğinde gerçekleşmiştir. Türleri bazında en fazla artış %10.9 ile bireysel kredilerde görülürken bunu %7.9 ile kurumsal ve ticari krediler izlemiş, KOBİ kredileri ise %0.7 küçülmüştür.

Kredilerin aktif içerisindeki payı yılsonuna kıyasla 3.1 puan azalmakla birlikte 2009 yılsonu itibarıyla krediler, %47.1 aktif payı ile bankacılık sektörünün en büyük plasman kalemi olmaya devam etmektedir. 2008 yılsonunda %3.7 olan kredilerin takibe dönüşüm oranı, Aralık 2009 itibarıyla %5.3’e yükselmiştir. Takibe dönüşüm oranındaki artış 2009 yıl sonuna doğru yerini tüm segmentlerde azalışa bırakmıştır.

2009 yılında bankacılık sektöründe aktiflerin, görece yüksek getiri sunmaya devam eden menkul kıymetler portföyü tarafından büyütülmesi yönündeki stratejinin ağırlıklı olarak benimsendiği gözlenmiştir. Bu kapsamda, sektörün menkul kıymetlerinin toplam aktifleri içerisindeki payı 2008 yıl sonuna göre 5 puan artarak %31.5’e ulaşmıştır.

Eylül 2008’de 26.3 milyar dolar olan sendikasyon ve seküritizasyon kredilerinin toplam tutarı 8.2 milyar dolar azalarak Aralık 2009’da 18.1 milyar dolara gerilemiştir. 2009 yılında sendikasyon ve seküritizasyon kredilerinde yenileme oranı %56.9 düzeyinde gerçekleşmiştir.

Bankacılık sektörü 2009 sonu verileri

Aktif büyüklüğü

833.9 milyar TL

Kredi hacmi

392.6 milyar TL

Menkul değerler cüzdanı

262.9 milyar TL

Mevduat hacmi

514.6 milyar TL

Dönem net kârı

20.2 milyar TL

Kaynak: BDDK, Şubat 2010 interaktif aylık bülten, www.bddk.gov.tr