YÖNETİM KURULU BAŞKANI’NIN MESAJI

Bankamızın 2011 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı onurlandıran değerli ortaklarımızı saygıyla selamlıyorum.

TEB’in 2010 yılı faaliyetlerinin değerlendirmesine geçmeden önce, sizlerle dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler hakkındaki tespitlerimi paylaşmak istiyorum.

2010 yılında dünya ekonomisinin gündemindeki en önemli konu krizden çıkış stratejileri ve bunların uygulama sonuçları olmuştur.
Ekonomik göstergelerde yılın özellikle son iki çeyreğinde gerçekleşen iyileşme, 2010 yılının krizden çıkış yılı olarak görülmesine neden olmuştur. Global ekonomik krizin etkilerinin hafifletilmesine yönelik olarak hükümetlerce çeşitli tedbirler alınmış, merkez bankaları yıl boyunca uyguladıkları genişlemeci para politikaları ile bu sürece destek vermeyi hedeflemiştir.

Bu dönemde, gelişmiş ekonomiler ile gelişmekte olan ekonomiler arasındaki yapısal farklar belirgin bir biçimde artmış; ülkelerin büyüme hızları arasında ayrışmalar ortaya çıkmıştır.

Gelişmekte olan ekonomiler genel olarak daha iyi bir ekonomik performans sergilemiş ve global ekonominin itici gücü olmayı sürdürmüşlerdir.

2009’da yüzde 0.6 oranında küçülen dünya ekonomisinin 2010 yılında yüzde 4.2 büyüdüğü düşünülmektedir.

ABD ve Euro Bölgesi ekonomileri zor bir yılı geride bırakmıştır.
Düşük istihdam seviyeleri, 2010 yılında da ABD ve Euro Bölgesi ekonomilerinin temel sorunlarından biri olmayı sürdürmüştür. Euro’nun değerindeki olağanüstü yükseliş de Euro Bölgesi’ni olumsuz yönde etkileyen diğer bir gelişme olmuştur.

FED (ABD Merkez Bankası) gevşek mali politikalara odaklanırken, ECB (Avrupa Merkez Bankası) kamu açıklarını azaltmaya yönelik sıkılaştırıcı politikaları tercih etmiştir.

2010 yılında başta Yunanistan olmak üzere bir kısım AB üyesi ülkede kamu borçları çok hızlı bir şekilde artmıştır. Bunun sonucunda bazı AB ülkelerinin risk derecesi yükselmiş, kredi notları düşürülmüştür. 2010’da Euro Bölgesi’nin yüzde 1, ABD ekonomisinin ise yüzde 2.5 mertebelerinde büyümesi beklenmektedir. Gelişmekte olan ekonomilerin ise, ortalama yüzde 5’lik bir büyüme kaydedeceği ve yüzde 9’luk bir oran ile Çin’in şampiyonluğu elinde tutmayı sürdüreceği öngörülmektedir. 2011’de büyüme oranlarının ABD’de yüzde 3’lere, Avrupa’da ise yüzde 2.5’lere yükselmesi beklenmektedir. Bu süreçte reflasyonun tetiklenerek varlık fiyatlarının artması, sağlıklı büyümenin anahtarlarından biri olacaktır. Diğer taraftan, Çin başta olmak üzere gelişmekte olan ekonomilerde uygulanacak ekonomi politikalarının enflasyonun önünü kesmesi büyük önem arz edecektir.

Global dalgalanmaları etkin bir şekilde yöneten Türkiye, krizin etkisinden en çabuk kurtulan ülkelerin başında yer almıştır.
Türkiye ekonomisi 2009’un son çeyreğinde yüzde 6’lık büyüme oranı ile krizden çıkmaya başladığının sinyallerini vermiştir. 2010 yılının ilk üç çeyreğinde sırasıyla yüzde 11.8, yüzde 10.2 ve yüzde 5.5’lik büyümenin yaşandığı Türkiye, yüksek ekonomik performansı ile uluslararası derecelendirme kuruluşlarının da takdirini kazanmış, ülkemizin kredi notu yükselmiştir.

2010 yılının başında yükselen enflasyon oranı, yıl sonunda 6.4 seviyelerine inmiştir. Enflasyonun 2011 yılında da düşüşünü sürdüreceği öngörülmektedir. Krizle beraber artan işsizlik oranı, krizin etkilerinin azalması ile birlikte 2010 yılı Kasım ayında yüzde 11.2’ye gerilemiştir.

İç talepte artış gerçekleşmesine rağmen düşük seviyelerde seyreden dış talep ve artan enerji-emtia fiyatları dış ticaret açığının büyümesine neden olmuştur. Dış ticaret açığı 2010 yılında 71,563 milyar dolar olmuş, cari işlemler dengesini olumsuz etkilemiş ve cari açık 2010 yılının Eylül ayında milli gelirin yüzde 5.2’sine ulaşmıştır.

T.C. Merkez Bankası, faiz oranlarını yıl boyunca düşürmeyi sürdürmüş; 2010 yılı 4. çeyrekte sıcak para girişinin artması karşısında bir dizi önlem açıklamıştır. Munzam karşılıklarını artıran T.C. Merkez Bankası, gecelik borçlanma faiz oranını ise 5 puan düşürerek yüzde 6.5’ten yüzde 1.50’ye düşürmüştür.

Türk bankacılık sektörü, sağlam altyapısı sayesinde 2010 yılında güçlü bir performans sergilemiştir.
2001 yılı krizinden sonra birçok açıdan yeniden yapılanan ülkemizin bankacılık sistemi, küresel ekonomik krizi başarılı bir şekilde atlatmıştır.

Sektörün 2010 yılı aktif toplamı, 2009 yıl sonuna göre yüzde 20.8 oranında artışla 1,007.6 milyar TL seviyesine ulaşmıştır. Kredi hacmindeki artış ve takipteki kredilerde sağlanan yüksek tahsilat oranları, takipteki krediler oranında düşüş kaydedilmesini desteklemiştir. Bankacılık sektörünün sermaye yeterliliği rasyosu yıl sonu itibarıyla yüzde 19.0 olurken; toplam özkaynaklar 134.5 milyar TL’ye ulaşmış bulunmaktadır.

Yıl bazında bakıldığında, 2010 yılının bankacılık kesimi için başarılı bir yıl olduğu görülmektedir. Bu dönemde, özellikle ekonomik krizden en çok etkilenen KOBİ’lere olan desteğini sürdüren bankacılık sektörü, reel sektörün ve dolayısıyla Türkiye ekonomisinin yeniden ivmelenmesinde büyük rol oynamıştır.

TEB, rekabet üstünlüklerini en doğru şekilde kullanarak katma değer üretmeye devam etmektedir. Uluslararası ve ulusal piyasaların dinamiklerini doğru yorumlamaya odaklı olan TEB, sahip olduğu güçlü ve yaygın hizmet yapılanmasını çağdaş risk yönetimi uygulamalarının ışığında yöneterek mali sağlığını korumuş ve 2010 yılı hedeflerine başarıyla ulaşmıştır.

2010 yılı TEB için bir kilometre taşı olmuştur. Bilançodaki rakamsal büyümenin ve artışların yanı sıra ürün ve hizmetlerdeki niteliksel gelişmeler müşteri memnuniyetini pekiştirmiştir. TEB, tüm faaliyetlerinde kalitenin geliştirilmesi çalışmalarına öncelik vermek suretiyle 2010 yılında da müşteriye daha fazla ürün ile ulaşmayı başarmıştır.

Yurt geneline yaygın şube ağı ve alternatif dağıtım kanalları ile ürün ve hizmet kalitesini ve çeşitliliği geliştirici, pazarlama odaklı çalışmalara ağırlık vermiş; uyguladığı etkin fiyatlama politikası ve diğer bankacılık enstrümanları ile kurumsal, ticari, bireysel ve KOBİ bankacılığı iş kollarında yer alan müşterilerinin finansal ihtiyaçlarını karşılamıştır.

TEB, kendisine emanet edilen varlıkları verimli alanlara yönlendirmek suretiyle müşterilerine olan sorumluluğunu, klasik bankacılığın en temel fonksiyonu kapsamında yerine getirmiş, mudilerinin olduğu kadar kredi müşterilerinin de taleplerine cevap vermeyi sürdürmüştür. Bu kapsamda TEB, 2010’da tabana yaygınlığı destekleyen kredilendirme politikaları uygulamış, kredi hacmini önemli oranda artırmıştır.

Güçlü hissedar desteğiyle yoluna devam eden TEB, 2010 yılında bankacılık sektörümüz açısından da büyük önem arz eden bir projenin tüm gereklerini eksiksiz olarak yerine getirmiş ve Fortis ile yasal birleşmesini 14 Şubat 2011 tarihinde tamamlamıştır.

TEB son derece rekabetçi olan Türkiye bankacılık pazarında üstün bir başarı grafiği çizmiş bir hizmet sağlayıcıdır. Operasyonel ve fiziki anlamda 2011 yılının Mart ayı sonuna kadar tamamlanacak olan birleşme ile yeni TEB’in daha da kuvvetleneceğine ve katma değer üretme gücünü pekiştireceğine olan inancım sonsuzdur.

Daha büyük bir ölçeğe kavuşmakta olan TEB, yüksek büyüme potansiyeline sahip Türkiye pazarında faaliyetlerini artırmaya ve aynı zamanda BNP Paribas için stratejik bir büyüme kaldıracı olmaya devam edecektir.

Birleşme sonrası hedefimiz, Türkiye’deki 2. grup bankalar arasında lider olmaktır. TEB-Fortis entegrasyonunun başarıyla sonuçlanmasında kilit görevler üstlenen iş kollarımız ve ekiplerimiz, yarınlara dair hedeflerimizin hayata geçmesinde de en önemli görevleri üstlenecekler ve işlerini tutkuyla icra edeceklerdir.

TEB, yoğun geçen 2010 yılını asli misyonundan sapmadan güçlü bir mali performans göstererek önemli bir büyüme oranı ile tamamlamıştır. Amacımız önümüzdeki dönemlerde de Türkiye’nin ekonomik büyümesine daha fazla katkı sağlayarak müşterilerimize en iyi hizmeti sunmak, kârlı ve verimli bir şekilde büyümeye devam etmektir.

Sektörel rekabeti destekleyen bir yapıda, her zaman daha verimli ve daha kârlı bir banka olma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz. Müşterilerimize hizmette sınır tanımayan tüm çalışanlarımıza teşekkür eder, değerli hissedarlarımıza ve yatırımcılarımıza saygılarımı sunarım.

Yavuz Canevi
Yönetim Kurulu Başkanı

Bunları biliyor musunuz?

Güneş enerjisiyle çalışan ilk şube
TEB bir ilke daha imza attı. Türkiye'nin tüm enerji ihtiyacını güneş enerjisiyle karşılayan ilk banka şubesi, İstanbul'da hizmet sunuyor.

Güneş enerjisiyle çalışan ilk Mobil ATM.
Türkiye'nin güneş enerjisiyle çalışan ilk mobil ATM'si 2010 yılında müşterilerimize hizmet sunmaya başlayarak, sektörümüzde bir ilki işaret ediyor.

TEB Çevre Kulübü
TEB çalışanlarında çevre bilincini oluşturmak, çevre sorunlarına birlikte çözüm üretmek ve çalışanların aktif katılımını teşvik etmek amacıyla kurulmuştur.


Yatırımcı İlişkileri TEB Hissesi PDF İndir Arşiv